Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski hukuk danışmanlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç, 16 Temmuz’da kabul edilen ve dolandırıcılık suçuna ilişkin cezai düzenlemelerde değişiklik öngören kanunla ilgili dikkat çeken bir çağrıda bulundu.
Sosyal medya hesabından kapsamlı bir değerlendirme yayımlayan Özgenç, düzenlemenin hukuki açıdan ciddi sorunlar içerdiğini savunarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kanunu yeniden görüşülmek üzere TBMM’ye iade etme yetkisini kullanması çağrısında bulundu.
Özgenç’in paylaşımı şu şekilde:
Sayın Cumhurbaşkanı’m, 16.7.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerine ilişkin hükümlerin yer aldığı 158. maddesine aşağıdaki şekilde yeni bir fıkra eklenmiştir (çerçeve madde 13).
“(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”
Bu düzenlemeye göre, banka ve sair finans kuruluşu nezdindeki hesap veya kredi kartı bilgilerini kullandırarak dolandırıcılık suçunun işlenmesine müşterek fail veya yardım eden sıfatıyla iştirak eden kişinin cezasında indirim yapılacaktır.
Yapılan bu düzenleme teknik bakımdan sorunludur. TCK, m. 61 düzenlemesi karşısında bu indirimin cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi sürecinde hangi aşamada yapılabileceği uygulamada bir sorun ortaya çıkaracaktır.
Önemle belirtmek gerekir ki bu indirimin yapılmasının hukuki bakımdan gerekçelendirilmesi mümkün değildir. Başkasına ait olan banka ve sair finans kuruluşu nezdindeki hesap veya kredi kartı bilgileri sadece dolandırıcılık suçunun işlenmesi sürecinde kullanılmaz.
Başkasına ait olan banka ve sair finans kuruluşu nezdindeki hesap veya kredi kartı, örneğin, – vergi yükümlülüğünden kurtulmak amacıyla, – uyuşturucu veya uyarıcı maddenin satışı karşılığı olan paranın tahsilinde, – rüşvet, irtikâp veya zimmet suçunun işlenmesinde, – bahis oyunu oynanmasında, – suç gelirinin meşru yolla elde edilmiş izlenimi oluşturmak amacıyla, kullanılabilir.
Bu gayrimeşru kullandırmalar bağlamında hesap sahibi bakımından iki ihtimal söz konusudur. Birinci ihtimal olarak, hesap sahibi kişi, hesabının veya kredi kartının bir başkası tarafından somut bir suçun işlenmesi bağlamında kullanılmakta olduğunu bilir. Bu durumda sorunu suça iştirake ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirmek gerekir.
İkinci ihtimalde ise, hesap sahibi kişi, hesabının veya kredi kartının bir başkası tarafından esasen hukuka aykırı ve hatta suç oluşturabilecek bir fiilin işlenmesi bağlamında kullanılmakta olduğunu öngörebilir ve hatta öngörür; ancak, hangi somut suçun işlenmesi bağlamında kullanılmakta olduğunu bilmez.
Kişinin hesabını veya kredi kartını bir başkasına kullandırtması karşılığında düzenli olarak gelir elde ettiği durumlarda bu ihtimal söz konusudur. Bu ikinci ihtimalde, hesap sahibi, hesabını veya kredi kartını kullanan kişinin işlediği suçlara iştirakten dolayı sorumlu tutulamaz. Çünkü hesap sahibi, bu kullandırma bağlamında hangi somut suçun/suçların işlenmekte olduğu konusunda bilgi sahibi değildir.
Bu ikinci ihtimalle ilgili olarak müstakil bir suç tanımına ihtiyaç bulunmaktadır. Malum “İBAN mağduru” kişilerle ilgili olarak 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’a 15’inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmesini önermekteyim:
Bir başkasına ait hesap veya kredi kartı bilgilerinin suçun işlenmesinde kullanılması MADDE 15/A- (1) Banka veya sair finans kuruluşları nezdinde bulunan, kendisine veya bir başka kişiye ait hesaba ya da kredi kartına ilişkin bilgileri hukuka aykırı bir amaç için kullanılmak üzere bir başkasına veren kişi, bu hesap veya kart bilgilerinin herhangi bir suçun işlenmesinde kullanılması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş yüz günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır. Hesap veya kredi kartı bilgileri kullanılarak işlenen suçtan dolayı sorumlulukta suça iştirake ilişkin hükümler uygulanabildiği takdirde, hesap veya kredi kartı bilgilerini bir başkasına veren kişi hakkında bu madde hükmüne istinaden cezaya hükmolunmaz.
(2) Bir başkasına ait hesap veya kredi kartı bilgilerini bir suçun işlenmesinde kullanan kişiye işlediği suçtan dolayı verilecek temel ceza, bir kat artırılır.
(3) Hesap veya kredi kartı bilgilerini hukuka aykırı bir amaç için kullanılmak üzere bir başkasına veren kişi, bu hesap veya kredi kartı kullanılmadan önce Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunduğu takdirde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(4) Hesap veya kredi kartı bilgilerini hukuka aykırı bir amaç için kullanılmak üzere bir başkasına veren kişi, bu hesap veya kart bilgilerini kullanan kişilerin kimlikleriyle ilgili bilgileri vererek haklarında soruşturma yapılmasını sağladığı takdirde, gerek bu maddede düzenlenen gerek hesap veya kredi kartı bilgilerini kullandırtmak suretiyle iştirak ettiği suçtan dolayı hakkında cezaya hükmolunmaz.
Bu mülahazayla, 16.7.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla (çerçeve madde 13) Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerine ilişkin hükümlerin düzenlendiği 158. maddesine eklenen fıkra hükmünün yeniden görüşülmesini sağlamak için Anayasa, m. 89, f. 2’de tanımlanan yetkinin kullanılmasını takdirlerinize arz ederim.
Selam ve saygılarımla,
ANAYASA NE DİYOR?
Özgenç’in kullanılmasını isteyerek Cumhurbaşkanı’na çağrıda bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 89. maddesinin ikinci fıkrasının tam ve güncel metni şu şekildedir:
“Cumhurbaşkanı, yayımlanmasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları, bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir.”
