Eğitim Sen Malatya Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan “Milli Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programı”na dair bir basın açıklaması gerçekleştirerek tepkisini dile getirdi. Açıklamada, bu programın bir eğitim modeli olarak değerlendirilemeyeceği ve öğretmenlik mesleğinin tarihî, kurumsal ve kamusal niteliğine yönelik bir siyasi müdahale olduğu vurgulandı. Açıklama, Turan Emeksiz Caddesi üst kavşağında Fakir Baykurt’un “Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir” sözlerinin yer aldığı pankartın arkasında yapıldı. Basın açıklamasını şube kadın sekreteri Aysun Güngör okudu. Etkinlikte “İktidarın kulu olmayacağız”, “Kamusal, bilimsel, laik eğitim” ve “Güvenceli iş, güvenceli gelecek istiyoruz” gibi sloganlar da atıldı.
Açıklamada, öğretmenlik mesleğine yönelik bir siyasi müdahale olduğuna dair şu ifadeler yer aldı: “Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan ve 13 Nisan 2026 itibarıyla başlayacak olan ‘Milli Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programı’, öğretmen yetiştirme sisteminde köklü bir değişimin parçası olarak hayata geçirilmektedir. Ankara, İstanbul, Aksaray, Gaziantep, Erzurum, Sivas ve Kayseri’de kurulan eğitim ve uygulama merkezleri aracılığıyla başlatılan bu süreç, yalnızca yeni bir eğitim modeli değil, öğretmenlik mesleğinin tarihî, kurumsal ve kamusal niteliğini hedef alan bir siyasi müdahaledir.”
Açıklamada, bu uygulamanın üniversitelerin ve eğitim fakültelerinin toplumsal işlevini fiilen ortadan kaldırdığına da vurgu yapıldı. Güngör, “Bu model, öğretmen yetiştirme sistemini güçlendirmemekte, aksine tasfiye etmektedir. Yıllarını eğitim fakültelerinde geçiren, pedagojik formasyon alan ve staj süreçlerini tamamlayan yüz binlerce öğretmen adayı, bu sistemle birlikte yeniden ‘yeterlilik’ süzgecine tabi tutulmaktadır. Bu durum, yalnızca öğretmen adaylarının emeğini değersizleştirmekle kalmamakta; aynı zamanda üniversitelerin ve eğitim fakültelerinin toplumsal işlevini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Diplomaların geçersizleştirilmesi anlamına gelen bu yaklaşım, bilimsel ve pedagojik birikimin inkarıdır” dedi.
Güngör, Milli Eğitim Akademisi’nin işleyişindeki şeffaflık eksikliğine de dikkat çekti: “Milli Eğitim Akademisi’nin içeriği, müfredatı ve işleyişi kamuoyundan gizlenmektedir. Bu yapı, bilimsel ölçütler yerine siyasi kriterlerin belirleyici olduğu bir mekanizmaya işaret etmektedir. Atama ve değerlendirme süreçlerinde liyakat yerine sadakatin esas alınacağına dair güçlü emareler, öğretmenlik mesleğini doğrudan siyasi iktidarın vesayeti altına sokmaktadır. Bu durum, yalnızca bir meslek politikası değil, aynı zamanda eğitimin ideolojik olarak yeniden biçimlendirilmesi girişimidir.”
Son olarak, Güngör, bu sistemin Türkiye’nin öğretmen yetiştirme birikimini tasfiye etmeye yönelik bir girişim olduğunu belirterek, “Bu modelle birlikte Türkiye’nin yüz yılı aşan tarihsel öğretmen yetiştirme birikimi yok edilmektedir. Dünyada benzeri olmayan bu uygulama, pedagojik ihtiyaçlardan değil, siyasi ve ideolojik tercihlerden beslenmektedir. Eğitim fakültelerini işlevsizleştiren ve öğretmenliği bir ‘eleme süreci’ne indirgeyen bu yaklaşım, eşit, demokratik ve kamusal eğitim ilkesine açık bir saldırıdır” şeklinde konuştu.